Bugun...


Ali Fırat ÖZBULAT

facebook-paylas
Jeotermal'in Don Kişotları...
Tarih: 24-10-2018 22:18:00 Güncelleme: 25-10-2018 01:46:00


1600'lü yıllarda Miguel de Cervantes'in kaleminden yazılmış bir romandır Don Kişot.

Kilise yönetimine isyan etmiş, başkaldırının simgesi haline gelmiş ve dev olarak gördüğü yel değirmenlerine karşı verdiği savaşla, zihnimizde yer edinmiştir. Aslında bir nevi halk kahramanı olmuştur.

Ülkemizin bir çok bölgesinde olduğu gibi, Aydın'ımızda toprağını, suyunu, havasını ve geleceği koruma adına mücadele eden çok sayıda Don Kişot ile karşılaşmamız mümkün.

Dağlarından yağ, ovalarından bal akmasıyla bilinen, sağlıklı uzun yaşamın kaynağı incir, zeytin ve kestanesi meyvelerinin vatanı olan ünlü tarihçi ve yazar Heredot'un "Gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü.." diye tarif ettiği yeryüzü cenneti bu güzel şehrimiz Aydın, bugün jeotermal firmaların saçtığı zehirlerle cehenneme çevrilmeye çalışılıyor.

Ne acıdır ki artık Aydın'ın ovalarından bal yerine jeotermal zehirleri, atıkları akıyor ve pis kükürtlü kokusu havamızı zehirliyor, burnumuzun direğini kırıyor.

Gelişen, değişen ve ilerleyen teknoloji doğamızı, yaşadığımız çevreyi ne yazık ki katletmeye devam ediyor.

Ancak Atalarımızın düşmandan kurtardığı bu güzelim toprakları savunmak ve onlara güzel bir çevre bırakmak için direnen ve mücadele eden duyarlı insanlarımız da var elbette... Çok Şükür.

Emperyalist ve kapitalist sistemin beslendiği sömürü düzenine karşı topraklarını, memleketlerini, geleceğini ve yaşama hakkını teslim etmemek için Don Kişot misali savaşanlar da var elbette. Bu duyarlı insanların haklı mücadelesini görmemek herhalde ancak zifiri körlük ile anlatılabilir.

Mesela aylardır Kızılcaköy mahallesi halkının jeotermal firmalarına karşı yaptığı haklı mücadelesini, direnişini ve isyanını görmemek onlara karşı yapılmış en büyük haksızlıktır.

Jeotermal birçoğumuzun bildiği gibi yenilenebilir bir enerji kaynağı... Ama bu kaynağın yatırımcı firmalar tarafından doğayı ve içindekileri yok etme pahasına hunharca kullanması ortaya telafisi mümkün olmayan zararlara ve felaketlere sebep oluyor. Ve işin en kötüsü bunların göz göre göre yaşanıyor olmasıdır.

Jeotermal firmaların dağlarından yağ, ovalarından bal akan bu güzel şehir Aydın'a verdiği zararı görmek için herhalde hayvanlardan sonra insanlarında toplu ölümleri sonrası anlaşılacak.

İşin özü bu konuda hep birlikte üç maymunu oynuyoruz... Kimimiz susuyor, kimimiz görmüyor ve kimimiz duymuyoruz. Birde Dördüncü maymun var, hani hiçbir şeyi  umursamayan, onu da sormayın gitsin.

Bunca yaşananlardan, bunca tepkiden ve isyandan sonra hala sorunları çözmek yerine, üstünü kapatmaya çalışıyoruz ya gerçekten hak ettiğimizi yaşıyoruz gibi geliyor bana.

Bir de bu sorunlardan bile menfaat elde etmeye çalışanlar var... Yani o canım toprakları korumak için gecesini gündüzüne katan o güzel insanların üzerinden nemalanmak isteyenler var ne yazık ki. Ama onlar yılmadan mücadelelerine ve direnişlerine  devam ediyor. Aydın'ın Kızılcaköyü’nde  yaşayan teyzelerimiz, amcalarımız geleceklerine, geçmişlerine sahip çıkmaya çalışıyorlar. Seslerini duyurmak istiyorlar ve daha çok duyurmak için yardıma ihtiyaçları var. Çünkü çürüyen incirler, verimi düşen zeytinler, havanın kokusu, suyun tadı değişti. Onlar siyaset yapmıyor, onlar sadece yaşadıkları toprakları, "Gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzünü" korumaya çalışıyor.

Biliyorlar ki toprakları ellerinden  giderse, başka yapacak bir şeyleri kalmayacak. Onlar için başka bir dünya da yok.

Gelecek sadece onların değil, hepimizin.

Biz, onları yel değirmenlerine karşı verdiği savaşı kaybeden Don Kişot olarak değil Jeotermallere karşı savaş açıp, kazanan Kızılcaköylüler olarak hatırlamak istiyoruz.

Zafer mutlaka direnenlerin olacaktır.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI