Örgütler zeytin ağaçları için tek ses oldu: Bizi söküp bir kenara atamazsınız

Aydın'da bulunan birçok STK, Resmi Gazete'de yayımlanan ve kömür madenleri için zeytin ağaçlarının kesilmesinin önünü açan yönetmeliğe tepki göstermek amacıyla ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamada, "Bu anlayış doğal yaşamı ve geleneksel tarımı sürdürülemez hale getirmektedir" ifadelerine yer verildi.

Büyütmek için resme tıklayın

Aydın Barosu Çevre Komisyonu, Aydın Çevre ve Kültür Platformu (AYÇEP), Aydın Ekoloji ve Yaşam Platformu (AYEP), Aydın Tabip Odası, Aydın Tüketici Hakları Derneği, Aydın Barosu Çevre Komisyonu, Aydın Tabip odası, Aydın Tüketici Hakları Derneği, Birleşik Kamu İş Konfederasyonu Bileşenleri, Çine Yaşam Platformu, DİSK Aydın İl Temsilciliği, Efeler Kent Konseyi, Germencik Çevre ve Doğa Derneği, HAYTAP Aydın Temsilciği, KESK Şubeler Platformu, Kızılcaköy Çevre Derneği, Tarım İş Aydın İl Temsilcilii, Türk-İş İl Temsilciliği, Türkiye Ziraatçiler Derneği Aydın İl Temsilciliği, Zeytin Dostu Derneği'nin imzasının bulunduğu “Ölmez ağacı öldürülemez” başlıklı açıklamada şu ifadelere yer verildi;

“1 Mart 2022 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ve tüm zeytinlikleri maden sahası haline getirerek yok olma tehlikesiyle yüz yüze bırakan yönetmelik değişikliğine ilişkin TMMOB Aydın İl Koordinasyon Kurulu ve bağlı 16 oda olarak bir basın açıklaması yapma zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

Öncelikle diyoruz ki;

Doğayı ve tarımı yok eden madencilik değil, tarım, toprak ve zeytinliklerimiz korunmalıdır.

1 Mart 2022 günü yayınlanan yönetmelik değişikliği ile “ülkenin elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetlerinin tapuda zeytinlik olarak kayıtlı olan alanlara denk gelmesi…durumunda …sahada madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine kamu yararı dikkate alınarak Bakanlıkça izin verilebilir” hükmü getirilmiştir.

Bu değişiklik ülke çapındaki 160 milyondan fazla zeytin ağacı için ölüm fermanıdır.

Anayasal Hukuk Devletlerinde uyulması gereken “Normlar Hiyerarşisi” sözkonusudur. Buna göre; Yasalar Anayasaya, Yönetmelikler ise Yasalara aykırı düzenlenemez.

Anayasanın, 44, 45 ve 166. maddeleri tarımın, üreticinin ve tarımsal üretim alanlarının korunmasını anayasal güvence altına almakta ve devlete bu koruma için sorumluluk yüklemektedir.

1939 tarihli Zeytincilik Kanunu (Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun) zeytinliklerin korunmasını ve geliştirilmesini düzenler.

Kanun, topraksız köylünün zeytinlik sahibi olmasını amaçlamıştır. Bu yolla milyonlarca zeytin ağacı aşılanmış, böylece zeytin tarımı, tarımın önemli bir kolu durumuna getirilmiştir.

Kanun, bırakın zeytinliklerin sökülmesini ve yerine maden çukuru açılmasını, zeytinliklere her çeşit hayvan sokulmasını ve zeytin sahalarında ağıl yapılmasını dahi yasaklamıştır.

2005 tarihli 5403 sayılı Toprak Koruma kanunu (Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu), toprağın korunmasını, geliştirilmesini, tarımsal arazilerin çevre öncelikli, sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak, planlı kullanımını düzenler.

Kanunun 12. Maddesinde “Toprağın bulunduğu yerde, doğal fonksiyonlarını sürdürebilmesinin sağlanması amacıyla korunması esastır” denilmektedir.

13. Maddesi ise “Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz.” hükmüyle zeytin dikili tarım arazilerinin amacı dışında kullanımını yasaklamıştır.

Tüm bu yasalar ve Anayasa dururken, 1 Mart 2022 tarihli yönetmelik değişikliği açık biçimde Anayasa ve Yasalara aykırıdır.

Bu yasadışı düzenleme ile Akbelen, Yırca ve Kızılcaköy başta olmak üzere ülkenin farklı yerlerinde topraklarını ve zeytinliklerini koruyan halkın direnci kırılmak istenmektedir.

Yönetmelik değişikliğinde yer alan “Ülkenin elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetleri” ifadesi, kömür ve jeotermal amaçlı faaliyetlere kolaylık sağlanacağını göstermektedir.

Bu mevzuat düzenlemesinin adrese teslim bir düzenleme olduğu, belli şirketlere yönelik olarak yapıldığı ortadadır.

Değişiklikte yer alan “kamu yararı” şartı, daha önceki düzenlemelerde bozma sebebi sayılan “üstün kamu yararı” kavramı ile çelişmektedir.

TMMOB ve bağlı Odalar olarak açtığımız birçok davada Bakanlık tarafından verilen kamu yararı kararı, yargı tarafından “üstün kamu yararı doğayı ve tarım alanlarını korumaktır” gerekçesiyle bozulmuştur.

Ekosistemle uyumlu yüzlerce yıldır yerinde duran zeytinliklerin “Tarım ve Orman Bakanlığınca uygun görülecek alanda …tesis edeceğini taahhüt etmesi zorunludur” hükmü ile zeytinliklerin taşınmaya çalışılması yada yeni zeytinlik dikilmesi taahhüdünün bilimsel hiçbir dayanağı yoktur.

Zeytinlikler bir ekosistemdir ve ekosistemler taşınamaz. Asırlık zeytinliklerin taşınması değil, yerinde korunması esastır.

Tarım ve Orman Bakanlığı, zeytinlikleri koşulsuz koruması gereken bakanlıktır. Bakanlığın bilim ve aklın kurallarına uygun davranması gerekir. Bakanlığın “zeytinliklerin taşınması ile ilgili usul ve esasları belirlemek” gibi ucube bir işi yapmak zorunda bırakılması kabul edilemez.

Diğer taraftan; kamu yararı gerekçesiyle kamulaştırılan zeytinlikler maden firmasının mülkiyetine geçecektir. Bu araziler ilerde zeytinlik haline getirilse bile bu arazi, mülkü elinden alınan çiftçinin değil, maden firmasının mülkü olacaktır. Bu durum devlet eliyle zoraki mülkiyet değişikliği, bir nevi gasptır.

Bizler “madencilik” göz boyaması ve kandırmacasıyla açgözlü şirketlerin zeytinliklerimizi, ormanlarımızı, tarlalarımızı, köylerimizi yok ettiği bir ülke istemiyoruz. Bizim önceliğimiz; tarımı ve zeytinliklerimizi koruyan sürdürülebilir bir yaşamdır.

Bugün ülkemizde egemen olan madencilik, maden sahasındaki tüm arazinin harap edildiği, geride ise tümüyle verimsizleştirilmiş ve kirletilmiş bir toprağın bırakıldığı bir anlayışla sürdürülmektedir.

Bu anlayış nedeniyle Cerrattepe’den Fatsa’ya, Kaz Dağlarından Akbelen’e, Kozak yaylasından Çine’nin kadim zeytin ormanlarına kadar her yerde verimli ormanlık alanlarımız, tabiat zenginliklerimiz yok edilmektedir.

Bu anlayış doğal yaşamı ve geleneksel tarımı sürdürülemez hale getirmektedir.

Bu madencilik anlayışı, bir üretim faaliyeti değil, bir sömürü faaliyetidir.

TMMOB, Anayasa ve ilgili koruyucu yasalar gereği anılan yönetmeliğin iptali için yargıya başvurmuştur.

Yönetmelik değişikliği ile verilecek yeni izinleri de ayrıca yargıya taşıyacaktır.

TMMOB İl Koordinasyon Kurulu, bağlı odalar ve aşağıda adı geçen demokratik kitle örgütleri bu hukuksuz mevzuat değişikliğine dayanarak keşif ve kamulaştırma yapılacak alanlarda meşru mücadele hakkını kullanmaktan çekinmeyecektir.

Biz aşağıda adı geçen demokratik kitle örgütleri, kadim zeytin ağacının dili olarak söylüyoruz;

Biz ölmez ağacıyız.

On bin yıldır buradayız.

Bizi söküp bir kenara atamazsınız!

Dün vardık, yarın da var olacağız.”

14 Mar 2022 - 17:31 - Gündem



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Aydın değil haberi geçen ajanstır.


Aydın markaları

Gazete Aydın, Aydın'la özdeşleşen markaları ağırlıyor

+90 (552) 256 19 23
Reklam bilgi


Anket Hükümet tarafından alınan koronavirüs tedbirlerini ve bu konudaki hassasiyetini yeterli buluyor musunuz?