Limon Ağacı

Boşboğazı cehenneme atmışlar “odunlar yaş” demiş

Mustafa Savaş’ın son açıklaması da tabiri caizse aynen öyle…

Tarım kenti Aydın’da sahada kameralar önünde çiftçilerle bir araya gelemediği için,

Ancak ‘sen, ben, bizim oğlan’ şeklinde Ziraat Odası ziyaretleri gerçekleştiriyor…

Ama Özlem Çerçioğlu göğsünü gere gere çiftçilerle sahada görüşebiliyor,

Bir de bu ziyarete böyle bakalım bence.

Özlem Çerçioğlu merakınızı, onu sürekli takip etmenizi,

Ne yaptı?, Neden yaptı?, Ne dedi?, Nereye gitti? gibi meraklarınızı anlıyorum…

Ehhh sonuçta Özlem Çerçioğlu hayranlığı insana böyle soruları sorduruyor haliyle…

Bu arada bu merakınız yüzünden bir eksikliğinizi ağzınızdan kaçırmışsınız.

“Hayrola bu ne ziyareti. Sorunları dinlemek için mi yoksa veda için mi?” demişsiniz.

Çiftçinin sorunu mu var? Öyle bir ortam mı var ülkede?

Şundan dolayı bunları soruyorum sakın yanlış anlamayın,

Geçen gün gözümüzü kapatınca huzur içinde uyuyorduk, cennet gibi bir vatanımız vardı öyle diyordunuz kahvehanede?

Bu tarife göre hiçbir sorun olmaması gerek…

Mustafa Savaş seçimden seçime Aydın’a geldiği için,

Özlem Çerçioğlu’nun çiftçilere olan desteklerinden haberi yok!

Ben hemen kendisini aydınlatıyorum,

Ata Tohumlarını, Tarımsal Sulama Projelerini, Çiftçi Eğitim Merkezini, Yem Desteklerini,

Sera Üretim Merkezlerini, Sakız Koyunu Üretim Merkezini, Alternatif Tarım Ürünleri Desteklerini, Ege Et’i,

Ürünü elinde kalan çiftçinin ürününü alıp, ihtiyaç sahiplerine dağıtıldığını bilmiyor…

Ama öğrenir, öğretiriz…

Açıklamasının devamında bir cümleye takıldım…

“…eser ve hizmet siyasetimizle daha ileriye taşımak adına iktidarımızın gücünü yerelle buluşturmak adına ne gerekiyorsa yapacağız. Şehrimiz bunu fazlası ile hak ediyor.”

Eser olayına çok girmeyin bence çünkü yıkıp yapmadığınız kamu binalarını gördük.

İktidarınızın gücünü şuanda da yerelle buluşturabilirsiniz elinizi tutan yok,

Şehrimiz bunun fazlasını hak ediyorsa eğer yapın da görelim değil mi?

Neyse bu konu uzar gider,

Bu kıskançlık, bu gizli hayranlık Mustafa Savaş’ta olduğu sürece biz daha çok yazı yazarız.

Ülkenin birinde çiftçilik yapan adamın bahçesinde, yan yana dikilen iki limon ağacı vardı.

Ancak limon ağaçlarından biri, diğerinden görüntü itibariyle cılızdı.

Bu yüzden büyük ağaç her fırsatta onu küçümser ve tepeden bakardı.

Günün birinde esen sert bir poyraz, karlı dağların yamaçlarındaki bir grup çiçek tohumunu çiftçinin bahçesine uçurdu.

Fakat bahçenin her tarafı parsellenmiş, sadece limon ağaçlarının altında yer kalmıştı.

Bir an önce filizlenmek zorunda olan tohumlar, limon ağaçlarının yanına gelerek onların altında yeşermek için izin istedi.

Büyük ağaç, iyice kasılarak:

—Böyle bir şey asla mümkün olamaz, diye atıldı. Bizler kuru kalmayı pek sevmeyiz. Eğer dibimde çoğalırsanız, suyu emip beni kurutursunuz.

Aslında büyük ağacın çekindiği çiçekler rengarenk açtıklarında, limon ağacının sarıya çalan beyaz çiçekleri sönük kalacak ve bahçe sahibinin gözündeki değeri azalabilecekti.

Büyük ağacın, kendinden güzel olanlara hiç mi hiç tahammülü yoktu.

Küçük ağaç, uzun boylu arkadaşının tohumlara verdiği cevabı beğenmemişti.

Çünkü o, kendisine hayat verenin, o hayat için gerekli olan suyu da vereceğini çok iyi biliyordu.

Bu yüzden, aklına bile gelmiyordu susuzluk.

Tohumların teklifini kabul ederken:

—Sizlerle birlikte olmak, bana mutluluk verir, dedi. Böylelikle yalnızlık da çekmeyiz.

Küçük limon ağacı altında filizlenen tohumlar, bir kaç hafta içinde cennet çiçekleri gibi açıp bütün bahçenin göz bebeği haline geldi.

Bu arada o küçük ağaç, elinden geldiği kadar kendilerine yardımcı olmaya çalışıyor ve çiçeklerin sevdiği yarı güneşli ortamı sağlamak için, eski yapraklarını döküyordu.

Çiçekler, kısa bir süre sonra mis gibi kokular yaymaya başladı.

Bahçe sahibi, o ana kadar hiç duymadığı bu kokunun nereden geldiğini araştırdığında,

Davetsiz misafirleri bularak hayrete düştü.

Adam, ancak rüyalarında görebildiği bu çiçeklerin güzelliğini devam ettirebilmek için,

Onları en kaliteli gübrelerle besleyip bol bol suluyordu.

Küçük limon ağacı, köklerinin en ince ayrıntılarına kadar ulaşan bu suları çiçeklerle birlikte içiyor ve büyük bir hızla serpilip büyüyordu.

Çiçekleri sevgiyle kucaklayan ağaç, ertesi bahara kalmadan o civarın en büyük en görkemli ağacı haline geldi.

Eski büyük ağaç mı?

O da diğer ağaca duyduğu kıskançlıkla için için kuruyordu…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazlı Sıla Durmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydın markaları

Gazete Aydın, Aydın'la özdeşleşen markaları ağırlıyor

+90 (552) 256 19 23
Reklam bilgi

Anket Hükümet tarafından alınan koronavirüs tedbirlerini ve bu konudaki hassasiyetini yeterli buluyor musunuz?
Tüm anketler