Git, Öğren De Gel

Don Kişot atıyla gitmekte olan şeytana bağırdı;

- Bir dakika bekle! Sana son bir soru daha soracağım, ondan sonra ne cehenneme gidersen git!

Şeytan, atının dizginlerini çekti;

- Sor bakalım, dedi alaycı bir sesle, ama lafı uzatma işim acele.

-Ormanda savaş naraları atanlar senin adamların mıydı?

- Elbette… Benim adamlarım her yerde.

- İyi ama mağripliler gibi 'Allah Allah!' diye bağırıyorlardı?

-Ne sandın ya! 'Şeytan, Şeytan!' diye mi bağıracaklardı?

Bizim işimiz bu; Aldatmak, daima aldatmak!

Cervantes’in bu romanını çok severim.

Hayalle gerçeğin, yalanla doğrunun birbirine nasıl karıştığını,

İnsanoğlunun algısının nasıl manipüle edilebileceğini gözler önüne seriyor.

Mustafa Bey’in de seçime sayılı günler kala algısının bozulduğunu görüyoruz.

Her gördüğü kameraya reklam belediyeciliği, algı belediyeciliği diyerek seçimi bitirdi.

Özlem Çerçioğlu’na bu şekilde yükleniyor ama bunu esas kendisi yapıyor…

Vaatlerinin taklit ve içi boş olduğunu,  sadece seçmen üzerinde algı yaratmak amaçlı söylendiğini,

Kendi reklamını yapmak için olmayacak şeyleri vaat diye sunduğunu gelin beraber görelim…

Mustafa Bey’in vaatlerine baktığımızda Özlem Çerçioğlu’nun projelerinin kötü birer taklidini görebiliriz.

Mustafa Bey’in bahsettiği Emekli Kart Projesi, Özlem Çerçioğlu’nun Emekli Kart Projesi hizmete girdikten sonra lanse edildi.

İlk başta “tüm emeklilere” derken, belediye bütçesini kat be kat aştığını sosyal medyadaki basit bir hesaplama paylaşımından sonra akıl edebilmiş olacaklar ki “ihtiyaç sahibi emeklilere” diyerek projeyi değiştirdiler.

(sanki Türkiye’de ihtiyaç sahibi olmayan emekli bırakmışlar gibi)

Aynı durum Anne Kart için de geçerli…

Bunun dışında “ Aydın’da fuar alanı yok, biz yapacağız” dediler,

Hem de ne zaman biliyor musunuz?

FuarAydın açıldıktan 3 gün sonra…

Bunun dışında barınak yapacağız dediler,

Oysa ki 27.360 m2 alana sahip yeni barınak çoktan açılmıştı…

Böylesine taklitlerle dolu, yalan ve algının hizmetin önüne geçtiği bir seçim dönemi daha yaşamadık.

Ama Mustafa Bey de ne yapsın?

Ekip berbat, kendisi zayıf bir aday...

Bildikleri tek yöntem karalama, manipüle, iftira…

Kapasite bu, ellerinden gelen bu kadar!

Tenkit edilmek, eleştirilmek istemiyorsanız hiç bir şey üretmezsiniz,

Zaten eleştirilmiyorsanız da büyük ihtimalle bir değer üretememişsinizdir,

Sonuçta meyvesiz ağacı sallamanın pek bir anlamı yok…

Siz bir değer üretiyorsanız zaten eleştiri ve tenkit edilmeyi de göze almışsınız demektir.

Eğer bir de meyve veriyorsanız taşlanmanız kesindir.

Sonuçta değer yaratanların heykeli dikilirken, eleştirenlerin hiç birinin heykeli dikilmemiştir…

Gereksiz eleştiri, gizli hayranlıktır derler,

Mustafa Bey’in Özlem Çerçioğlu’nun başarılarına, duruşuna ve yaptığı işlere karşı gizli bir hayranlık duyduğunu,

İlkokulda kıskandığı arkadaşının saçını çeken, defterini yırtan yaramaz erkek çocuğu gibi,

Tuhaf ve akla ziyan davranışlarda bulunduğunu düşünüyorum…

Büyük bir Japon bilgesi, deniz kenarında kumlar üzerinde oturmuş, meditasyon halindedir.

Delikanlının biri, ona yaklaşır ve der ki:

- “Lütfen beni öğrencin olarak kabul et.”

Bilge, parmağıyla kumların üzerinde düz bir çizgi çeker;

- “Çizgiyi kısalt” der.

Genç, avuçlarıyla çizginin yarısını siler.

Bilge der ki:

- “Git, öğren de gel!”

Aradan bir ay geçtikten sonra delikanlı tekrar gelir.  Bilge, yine bir çizgi çizer:

- “Kısalt!” der.

Delikanlı, bu kez çizginin yarısını avucu ve dirseğiyle kapatır. Bilge, onu da kabul etmez:

-Git, öğren de gel!

İki ay sonra delikanlının yanına geldiğini gören Bilge, tekrar kumların üzerine bir çizgi çeker ve onu kısaltmasını ister.

Delikanlı:

- “Çok düşündüm ama bulamadım. Siz kısaltın!”

Bilge, çizginin yanına daha uzun bir çizgi çeker:

- “Şimdi kısaldı.” der...

Bu hikaye, Japon kültüründe gelişmenin, ilerlemenin yolunu gösteren sırlardan biridir.

Rakiplerle boğuşmaya hiç gerek yok,

Çünkü sen ilerlediğinde onlar kendiliğinden yenilgiye uğrar, geride kalırlar...

Mustafa Bey’e tavsiyem kıskançlığı bir kenara bırakıp Özlem Çerçioğlu’nu iyi takip etmesi,

Siyasi hayatını ilerletebilmek için Özlem Çerçioğlu’ndan bir şeyler öğrenmesidir.

Çıraklığını bilmediğin işin ustalığını yapma demiş atalarımız,

Seçim kampanyası yürütmek, proje oluşturmak, seçmene dokunmak,

Aydın’da taş üstüne taş koymak konusunda bir ustalığını göremedik kendisinin…

Ancak seçim kaybetme konusunda;

2014 yılında çıraklığını,

2019 yılında kalfalığını başarıyla tamamladı.

Önümüzdeki hafta bu günlerde ustalığını ilan ederek Ankara’ya doğru yola çıkacağını görmek çok da zor değil…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazlı Sıla Durmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydın markaları

Gazete Aydın, Aydın'la özdeşleşen markaları ağırlıyor

+90 (552) 256 19 23
Reklam bilgi

Anket Hükümet tarafından alınan koronavirüs tedbirlerini ve bu konudaki hassasiyetini yeterli buluyor musunuz?
Tüm anketler