Çerçioğlu'nun Zerafeti, Günel'in Asaleti...

                                 

Geçmiş ile ilgili okumalar yaparken karşılaştığınız bazı anekdotlar inanmakta güçlük çekeceğimiz olaylar, davranışlar içermekte ve bu olaylar gerçekten yaşandı mı? diye kendi kendimize sorular soruyoruz. Hem de bu olayların gerçek olduğunu da bildiğimiz halde, Ülkemizin geçirdiği değişimi iç çekerek ve nedenlerini uzun uzun soguluyoruz. Rahmetli Cumhurbaşkanımız halkın Çoban Sülü’sü  Süleyman Demirel’in avukatının hatırlarında anlattığı bu olay eminim ki sizleri de çok etkileyecektir.


1979 tarihinde Demirel Başbakan avukatı günlük rutin bilgilendirmeleri yapıyor. Efendim, Antalya’nın bir ilçesinde vatandaşın birisi kahvehanede size hakarette bulunmuş, ağır - galiz küfürlü sözler söylemiş. Vatandaşı tutuklamışlar. Mahkeme “şikayetçi misiniz?” diye soruyor.

Demirel, “Bu hâkim ve savcı arkadaşlar da bazen kantarın topuzunu kaçırıyorlar. ‘Başbakan’a hakaret etti’ diye bir vatandaş tutuklanır mı? Biz burada oturuyoruz, haberimiz olmuyor. Yaptığımız uygulamalarla kim bilir adamı nasıl bunalttık ki, canını sıkmışız ki bize galiz küfürler etmiş” der. Avukatına “Hemen Antalya’ya, o ilçeye git ve o vatandaşı hapisten çıkar, tahliye et gel. Sevaba girersin. Durup dururken bir ülkenin vatandaşı Başbakanına sövmez diyerek avukatını Antalya’ya gönderir.

İnanması zor değil mi?

 

Bir Cumhurbaşkanı kendisine söven vatandaşı cezaevinden çıkarmak için kendi avukatını görevlendiriyor. Tevekkülün konforuna yaslanmadan uzunca tefekkür etmek gerekir değil mi? Ne oldu bize sorusuna cevaplar aramak için.

Geçen hafta ani bir soğuk algınlığı yorgan döşek yattım. Koku ve tat duyularım yerinde olduğundan "yok yok covid değilim" diyerek, papatya falı bakarak evde bir kaç gün geçirdim. Şükür ki covid değilmişiz.

 

Ancak;  evde bir kaç gün kalmanın sıkıntısını atmak ve  birazda  deniz havası almak için bir ağabeyimle Kuşadası'nda soluğu aldım. Arabayı park edip sahile doğru yürürken karşıdan hızlı adımlarla Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in geldiğini gördüm. Selamlaştık. “Hayırdır Başkanım sizi hafif telaşlı gördüm.” dedim.

Ömer Başkan “Biliyorsunuz çarşı içinde yol ve kaldırım yenileme çalışmaları yapıyoruz. Sezona yetiştirmek için gece gündüz hummalı bir çalışma içindeyiz. Az önce bir bilgi geldi. Üstteki sokakta bir vatandaşımız bize kızmış, sinirlenmiş. Ben de duyunca acaba sıkıntı nedir? Neden sinirlendi? Neye kızdı? kendim gidip görüşeyim, sonuçta biz bu işleri onlar memnun olsun rahat etsin diye yapıyoruz. Varsa bir kusurumuz biz de bilelim. Diyerek ayrıldı.

 

Arkasından öylece bakakaldım. Seçildikten sonra kibir kulesine dönüşen  başkan örnekleri ortada iken, Başkan’ın bu duyarlılığı karşısında açıkçası  “bu kadarını da beklemiyordum.” diye  İçimden söylenerek denize doğru yürümeye devam ettim. O gün kafamda daha da perçinledim. Hep düşündüğüm gibi yalnız Kuşadası değil tüm Türkiye çok önemli bir siyasetçi bir belediye başkanı kazanıyor. Açıkça söylüyorum "Bu adamın kumaşı çok kaliteli ve çok farklı"

 

Aslında bu örneği yazmak istemezdim. Ancak iyi örnekler topluma yol gösteriyor. Bu yönüyle de Başkan Çerçioğlu'nun da hoşgörüsüne sığınarak uzun zaman önce bildiğim ancak yazmadığım bir anekdotu da paylaşmak istiyorum.


Yer; Aydın Kent Meydanı. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun küçük oğlu meydanda bisiklet sürüyor oyun oynuyor. Bir ara tuvalet ihtiyacı oluyor. Meydandan Büyükşehir Belediye binasının  yani sarı binanın giriş kapısına gidiyor.


Günlerden Cumartesidir. Doğal olarak belediye kapalıdır. Özlem Başkan’ın küçük oğlu kapıdaki güvenlik görevlisine tuvalet ihtiyacı olduğunu içeri girmek istediğini söyler. Güvenlik görevlisi bu gün hafta sonu içeri girmek yasak der. Annesinin Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunu söylese de nafile bir sonuç alamaz.

 

Kafası önde biraz da üzgün sarı binanın önünden ayrılıyor.  Sonra annesini yani Aydın'ın Topuklu Efesi Özlem Çerçioğlu'nu arar ve olanları anlatır. Ancak, küçük oğul Özlem Başkandan da beklediği cevabı alamaz. Özlem Başkan "Oğlum orası resmi bir kurum ve belli kuralları var. Bu kurallara hepimiz uymalıyız. Benim oğlum olman bir şeyi değiştirmez. Bunun ne denli doğru olduğunu büyüyünce anlayacaksın. O güvenlikçi ağabeyin de çok doğru yapmış" der.


Efsane boşuna olunmuyor. Başarı tesadüfen olmuyor. Halk boşuna Topuklu Efe diyerek bağrına basmıyor. Çizgisi, doğrultusu ve ilkeleri ile Türk toplumuna özellikle de Türk kadınına rol model olan Çerçioğlu ile ilgili anekdotu paylaştım ki, bu basit ama içinde çok dersler barındıran olay karakolda doğru söyler mahkemede şaşar misali, dün söyledikleri bugün yaptıkları taban tabana zıt, zihin dünyalarının şakulü kayık tipler yerini bilsin, Çin malı Efe olup kendisini gerçek Efe sanmasınlar diyedir.

*

Bazı İsteklerim…

Ne olur artık uçmayalım. Ne zaman ki Türkiye uçuyor, ekonomi uçuyor, yerli uçağımız gökte uçuyor, yerli otomobilimiz uçuyor dedik. İşte o gün bu gündür ayağımız yere basmıyor. Yalvarırım artık uçmayalım…

Memlekette “Ay” heyecanı başladı. Hani sanırsınız yarın eski garajın oradan minibüsler “Hadi Ay’a” “Ay’a bir iki”  diye muavin sesleri ile kalkacak.  Amcalar, teyzeler şöyle bir ay havası alıp gelecek. Bu kadar her şeyin suyunu çıkaran magazin malzemesi haline getiren var mıdır? Bilmiyorum…

Ne olur artık Dünya bizi kıskanmasın, Uluslararası ilişkilerde “kıskanmak” diye bir argümanı sokmakta yine bize nasip oldu. Sadece ve sadece çıkar ilişkileri üzerine yürüyen Uluslararası ilişkileri “komşuluk” ilişkileri seviyesine indirdik ya!  ne demeli bilmiyorum.

Ne olur artık kendi toplumumuzun bir kısmını öteki olarak görmekten vazgeçelim. Yeri geldiğinde terörist bile diyerek neredeyse toplumun yarısını suçlamak ne denli tehlikeli bir söylem olduğunu aynı zamanda gerçek terör kavramını da sıradanlaştırdığı ortadadır.

*

UNESCO’dan sonra Cumhurbaşkanlığı da  2021 yılını “Hacı Bektaş Veli Yılı” ilan etti.

Bir olacağız, İri olacağız, Diri olacağız…

Eğer ki Hacı Bektaş Veli’nin bu öğretisinin izinde yürüyecek ise;

Artık teröre ana kuzularını feda etmek istemiyor isek, gerçek manada toplumsal bütünlüğümüzü sağlamamız gerekiyor.

Emperyalist devletlerin karanlık odalarda yazdığı karanlık rejilerine kurban olmak istemiyorsak, Emperyal devletlerin adına vekalet savaşları veren PKK, FETÖ, IŞİD ve benzeri örgütlerin ekmeğine yağ sürecek ötekileştirme politikalarından bir an önce çok keskin bir şekilde geri dönülmeli, Cumhuriyetimizin kurucu iradesine ve ilkelerine bağlı kalarak bu konular tartışmaya kapatılmalıdır.

Aksi takdirde, Türkiye’nin kurucu babalarının, kurucu iradenin, kurucu ilkelerin bu kadar saldırı altında olduğu bir ortamda;

Bir olmakta,  İri  olmakta, Diri olmakta gerçekçi bir söylem olmaktan çıkar.

Gara’da, PKK tarafından kalleşçe şehit edilen 16 kahraman vatan evladını şehadetleri önünde saygı ve minnetle eğiliyor. Cenab-ı Haktan Rahmet diliyorum. Allah’a devletimize ve milletimize zeval vermesin, Kahraman güvenlik güçlerimizin ayaklarına taş değdirmesin.

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Kadife - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Aydın Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Aydın hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Aydın editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Aydın değil haberi geçen ajanstır.



Aydın markaları

Gazete Aydın, Aydın'la özdeşleşen markaları ağırlıyor

+90 (552) 256 19 23
Reklam bilgi

Anket Hükümet tarafından alınan koronavirüs tedbirlerini ve bu konudaki hassasiyetini yeterli buluyor musunuz?